YASALARIMIZ VAR! VAR AMA İSTEDİĞİMİZ GİBİ YASALAR MI?

YASALARIMIZ VAR! VAR AMA İSTEDİĞİMİZ GİBİ YASALAR MI?

Mart 26. 2019

Yasalarımız Var!, Mor Salkım Kadın dayanışma derneği tarafından düzenlenen ve Bursa Barosu ile işbirliği gerçekleştirilerek yasa uygulayıcıların etkin katılımının sağlandığı ‘Yasalarımız Var’ etkinliği Kadına yönelik şiddetle mücadelede yasalar ve Uluslararası sözleşmelere dair uzman konuklarımız Prof. Dr. Feride Acar, Prof. Dr. Kadriye Bakırcı, Av. Hülya Gülbahar ile 23 Mart 2019 tarihinde Almira otel’de gerçekleşti.

‘Yasalarımız Var’ etkinliğini ilki 2018 Mart ayında kamu kurumları, yerel yönetimler,özel sektör ve medyanın katılımı ile,kadına yönelik şiddetle mücadelede aksayan süreçlerin tartışıldığı çalıştay ve ardından uzmanların katılımlarının olduğu panel şeklinde gerçekleştirildi. Çalıştay sonucunda yasal süreçlerin uygulanmasında aksayan yönlerin çözümlenmesine dair ivedi önlemleri içerecek Bursa Valiliği tarafından kamu kurumlarına (Türkiye’de ilk defa)iç genelge yayınlanması gerçekleştirildi. Bakanlık düzeyinde çözümlenebilecek sorunlara dair ise Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na dernek tarafından raporlama yapıldı.

Kadınlar kendilerini güvensiz hissediyor.

Kadınlar aile içinde, sokaklarda, toplu taşıma araçlarında ya da işyerlerinde tanıdıkları veya tanımadıkları erkekler tarafından hemen her gün şiddete maruz kalmaktadır. Kayıtlı rakamlara göre her gün en az 4 kadın şiddete uğradı. Bianet’in yerel ve ulusal gazetelerden, haber sitelerinden ve ajanslardan derlediği haberlere göre, erkekler 2018’de en az 255 kadın, 20 çocuk ve olay sırasında kadınların yanında olan/cinayeti engellemeye çalışan 39 erkeği öldürdü; en az 40 kadın şüpheli ölüm/intihar ettiği belirlendi. 61 kadına tecavüz etti; 188 kadını taciz etti; 347 kız çocuğuna cinsel istismarda bulundu; 380 kadını yaraladı.
Kadına yönelik saldırıların artmasına karşın gerekli yasal ve koruyucu önlemlerin alınmaması nedeniyle kadınlar kendilerine güvensiz hissetmektedir. Her 10 kadından 4’ü kendisini güvende hissetmemektedir.

 

Mor Salkım kadın dayanışma derneği verilerine göre 6 yılda; 7/24 şiddet hattına ve dayanışma merkezinebaşvuran 5 bin 508 kadın ve 2 bin 821 çocuğa destek verilmiştir.

Kadına yönelik şiddetle mücadeleye dair Mor Salkım kadın dayanışma derneği ve da(ya)nışma merkezi ne yapar? Kadınların ve özellikle kız çocuklarının güçlenmesi eşit yaşam haklarına eşit fırsatlara sahip olabilmesi için mahalle mahalle çalışma yapmaktadır. Kamu kurumları, sivil toplum örgütleri, yerel yönetimler ve özel sektör ile çalışır ve farkındalık çalışmaları ile birçok kişiye ulaşır. Şiddete sessiz kalınmaması gerektiğine, istismara tacize tecavüze göz yumulmaması gerektiğini yorulmadan, bıkmadan usanmadan anlatır. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin yaygınlaştırılması zihniyet değişimi sağlamak için projeleri ile ses getirir. Özel sektörde toplumsal cinsiyet eşitliği temel alan çalışmaların ve şirket politikalarının oluşturulmasında destek sağlar.

Mor Salkım kadın dayanışma derneği, Türkiye’de kadına yönelik şiddet alanında yürürlükte olan yasaların uygulamasının, kadına yönelik şiddetle mücadelede yetki ve sorumluluğu olan kamu kurumlarının çalışmalarının ve politikalarının değerlendirmesine dair çalışmalar yürütmektedir.Değerlendirmede referans alınan hukuki düzenlemeler; Avrupa Konseyi Aile İçi Şiddetle ve Kadınlara Yönelik Her Türlü Şiddet ile Mücadele Sözleşmesi (İstanbul Sözleşmesi), Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Yok Edilmesi Sözleşmesi (Convention on theElimination of All Forms of DiscriminationAgainstWomen- CEDAW), 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun (6284 Sayılı Kanun), 5231 Sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK), 4721 Sayılı Medeni Kanun ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunudur.

Mor Salkım’a başvuran kadınların deneyimi ve yapılan izlemelerde; Türkiye’de karşılaşılan sorunların başında yasaların ve uluslararası sözleşmelerin keyfi şekilde uygulanması, şiddet uygulayan erkeğin yeterli ölçüde ceza almaması, şiddete maruz kalan kadının suçlanması ve şiddetin normalleştirilerek haklı görülmesi, erkek egemen yapının ve toplumsal cinsiyet ayrımcılığının yaygın olması, şiddet önleme çalışmalarına yatırım yapılmaması gelmektedir.

Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri, kadın erkek eşitsizliğinden kaynaklanan bir davranış biçimi 

Şiddeti önleme çalışmaları yapan dernek cinsiyet eşitliğinin sağlanmasına dair eğitim çalışmalarını hızla devam ettirmektedir. Mor Salkım 2018 Ocak-2019 Şubat ayı itibariyle gerçekleştirdiği cinsiyet eşitliği temelli eğitimlerle 2500 kişiye ulaşmıştır. Ayrıca kamu kurumlarına düzenlediği toplumsal cinsiyet eşitliği eğitici eğitimi sonrası 21 eğitimci 5 ay sürede 95 ayrı eğitim ile 6677 kişiye cinsiyet eşitliği temelli eğitimler vermiştir.

Yasalarımız var! var ama istediğimiz gibi yasalar mı?

Uluslar arası normlar ve bir başka deyişle uluslar üstü normların yerele aktarılmasında sivil toplum kuruluşlarının çok önemi var. Ulusal normlar ve Uluslar arası normların birbirini tamamlaması gerekiyor. Uluslar arası normların yerele aktarılması ve uygulanması gerekiyor.

Bazı kritik faktörler siyasi irade, ayrılan kaynaklar, benimsenen bakış açışıyla ölçüsüyle ortaya çıkar. Bunu CEDAW denetlemesinde de görüyoruz. Bu işe kaynak ayıran, STK rolünü önemseyen ve siyasi irade sahibi devletler oluyor.

CEDAW 19 ve 35 nolu genel tavsiyesi ayrımcılığın tanımını ve ayrım, mağrumiyet, kısıtlama gibi konularda küresel sözleşmedir. İstanbul Sözleşmesi kadına yönelik şiddet ve mücadele konusunda bölgesel sözleşmedir. İstanbul Sözleşmesi ya da tam adıyla Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi; kadına yönelik şiddet konusunda hukuken bağlayıcılığa sahip olan ilk sözleşmedir. Hukuken bağlayıcı bir sözleşme olması son derece önemli bir noktadır. Sözleşmenin temel amaçları olarak, kadınlara karşı her türlü şiddeti önlemek, kadınları bu şiddetten korumak, şiddeti soruşturmak, kovuşturmak ve ortadan kaldırmak, kadınların ve kadın haklarının güçlendirilmesini sağlamak ve bu şekilde kadın erkek eşitliğini teşvik etmek ile tüm bu sayılan unsurlar bakımından gerek uluslararası alanda gerekse de taraf devletlerin iç hukukunda etkili politikalar ve tedbirler geliştirilmesini sağlamak olarak özetlenebilir.

Hukuken bağlayıcı nitelikte bir sözleşme olduğundan taraf olan devletler bu döngüyü ve tarihsel güç eşitsizliğini kabul etmiş olmaktadır.

İstanbul Sözleşmesi kendinden önceki sözleşmelerden, alandaki çalışmalardan, öğretiden beslenerek özgün bir yapıda hazırlanmıştır. Özgünlüğü sağlayan en önemli noktalar sözleşmedeki ‘’tarihsel güç eşitsizliği’’ ve buna bağlı olarak ortaya çıkan ‘’döngü’’ vurgusudur. Şöyle ki; İstanbul Sözleşmesi’ne göre, kadınlara yönelik şiddet ile toplumsal cinsiyet eşitsizliği arasında yapısal bir ilişki vardır. Bu eşitsizlik kadınlara yönelik ayrımcılığa sebep olur. Ayrımcılık da kadına yönelik şiddeti ortaya çıkarır. Ve nihayet şiddet de başa dönerek kadın erkek arasındaki tarihsel güç eşitsizliğini besler.

İstanbul Sözleşmesi ile toplumsal cinsiyet kavramı (gender) hukuki bağlayıcılığı olan bir metinde ilk defa tanımlamıştır. Sözleşmede ‘’kadına yönelik şiddet’’ kavramı bir ayrmcılık ve insan hakları ihlali olmasının yanı sıra ‘’toplumsal cinsiyete dayalı şiddet’’ olarak tanımlanmaktadır. Böylece bu kavramlara meşruiyet ve hukuki bağlayıcılık kazandırılmıştır.

Bu araçların bağımsız uzmanlardan oluşan denetimi var. Her iki kuruluşta normların ne kadar uygulandığı ve ne kadar iyileştirilmesi gerektiğini sağlayan raporla verir ve değerlendirir. Kadına yönelik şiddet ve mücadele ile ilgili İstanbul Sözleşmesinin denetim heyeti olan GREVİO başkanı son 4 senedir Feride Acar’dır.

Bütün kadınlar için son derece kıymetli belge. Kadın haklarını insan hakları olarak bir kez daha tescil eder ve bu haklara yapılacak olan müdahalelerden devlete yükleyen bir sözleşmedir.

İstanbul Sözleşmesi diyor ki kadınlara yönelik şiddet kadınların insan haklarını kullanmalarını engelleyen bu haklardan yararlanmalarını engelleyen bir davranıştır dolayısıyla bu davranışın ortadan kaldırılması devletin sorumluluğudur. Şu an için İstanbul Sözleşmesi, 34 devlet tarafından onaylanmıştır. Türkiye sözleşmeyi ilk imzalayan devlet olmuştur. Çekince koymadan imzalamıştır.

Sözleşme fiziksel, cinsel şiddet yanında ekonomik şiddeti de yasaklamaktadır. Bu itibarla ekonomik şiddeti yasaklayan ilk metin niteliğindedir.

Ekonomik Şiddeti de ilk defa kapsamına alan uluslar arası sözleşmedir. Ev içi ve çalışma hayatında ki şiddeti yasakladığı için devletin hem kamusal alanda ki şiddeti durdurma hem de özel alanda şiddeti durdurma yükümlülüğü vardır.

Cinsel suçlar bakımından zaman aşımı hükümlerinin uygulanmaması gerekir.

Sözleşme zaman aşımı ile ilgili maddesi özellikle çocukların cinsel saldırıya yada cinsel tacize uğramaları halinde ileri ki yaşlarda yaşadıkları tacizi dile getirmeleri için zaman aşımına bir limit getirilmemesi yönünde bir düzenleme getiriyor. Bu nedenle zaman aşımı sürelerinin değiştirilmesi gerekiyor.

Sığınmacı göçmen kadınlar bakımından taraf devletlere; ikamet statüsü sağlama, cinsiyet temelli iltica başvurularını kabul etme, geri gönderme yasağına uyma yönünde yükümlülükler getirilmiştir. Örneğin kişi ülkesine gönderildiğinde şiddete maruz kalacaksa ya da hakkında adli işlem yapılacaksa geri gönderme yasağı uygulanmalıdır.

Sözleşme; şiddeti, ayrımcılığı, toplumsal cinsiyet klişeleri ve önyargıları (örneğin; kadınların erkeklerden daha aşağı olduğu yönündeki önyargılar) ile ikincil mağduriyeti (tekrar eden şiddet durumları) yasaklamaktadır.

Sözleşme, mağdur kadının cinsel geçmişine ya da davranışlarına dayalı iddiaların dile getirilmesinin önlenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu anlamda yargılamalarda bu tür delillerin sunulmaması sağlanmalı, sunulmuşsa da kabul edilip hükme esas alınması önlenmelidir.

Yine sözleşme medya bakımından da ayrımcı söylemlerin önlenmesi yönünde devlete yükümlülük yüklemektedir.

Kadına yönelik şiddet vakaların da devlete araştırma yapma, veri toplama, istatistikler oluşturma ve koordinasyon birimi kurma yükümlülüğü de getirilmektedir.

Kadına yönelik şiddet, kadına yönelik ayrımcılığın bir sonucudur.

Sözleşme kadına karşı şiddeti kadın erkek sorunu olarak görmektedir. Kadın erkek eşitsizliğinden kaynaklıdır eşitsizliği arttırırsanız şiddeti arttırırsınız.

İstanbul Sözleşmesi kapsamında şiddetin önlenmesi ve hemen müdahale edilebilmesi için taraf devletlere bazı yükümlülükler yüklenmiştir. Bunlar:

  • Kadınlar için sosyal da(ya)nışma merkezleri ve sığınıklar kurulması (m.23)

Büyükşehir belediyesi kanununda zaten var. nüfusu 100 binin üzerinde olan belediyeler açmak zorundalar. Türkiye’de maalesef  yetersiz.

  • 7/24 hizmet verecek ücretsiz telefon destek hattı (m.24)

Çok etkili çalışan ve anında olaya müdahale etkisi olan 7/24telefon hattı olmalıdır.

  • Cinsel şiddet veya tecavüz kriz merkezleri (m.25)

Kadınların kolayca ulaşabilecekleri yerlere açılmalıdır. Cinsel Şiddete maruz kalanların buraya başvurdukları anda üzerinde delillerin toplanmasından, yaralarının iyileştirilmesine ve hukuki sürecin takibine kadar tüm aşamalarda kadının yanında olması.

Türkiye de cinsel şuçlarda patlama yaşanıyor bu çok önemli. Saldırganlar kolayca devlet bünyesinde bir merkeze gidebileceğini ordan takip edilebileceğini bildiği zaman caydırıcı olacaktır. Türkiye de hiç açılmadı. Bursa’dan bekliyoruz.

İstanbul sözleşmesi sadece hükümetten ya da devletten beklediğimiz sözleşme değil. Yargıdan, medyadan, özel sektörden çok şey beklemektedir. Toplumun tüm kesimine Veri toplamak, toplumsal bilinci eşitlik yönünde dönüştürmek gibi görevler yüklüyor.

2017 yılında 6284 sayılı yasa kapsamında 55.757 kadın hakkında koruma kararı verilmiştir. Ancak bu kadınlardan yalnızca 10 tanesine 6284 sayılı yasa uyarınca geçici yardım verilmiştir. Geçici yardıma ilişkin var olan düzenleme acilen aktif bir şekilde uygulanmalıdır.

Kadının beyanının hükme esas alınması noktasında; kamuoyunda da pek çok olumsuz tartışma bulunmaktadır. Ancak sanıldığının aksine kadının beyanı dediğimiz husus zaten Yargıtay kararları ile ortaya çıkmıştır ve bu beyanının; hayatın olağan akışına uygun, tutarlı, istikrarlı, ayrıntılı olması, mağdur ile sanık arasında başkaca bir husumet bulunmaması, destekleyici tanık beyanlarının olması gibi denetleme şartlarından birkaçını yerine getirmesi gerekir. Bu şekilde hükme esas alınmasında sakınca görülemez.

Mor Salkım Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Dilek Üzümcüler ve devamında Bursa Barosu başkanı Gürkan Altun tarafından kapanış ve teşekkür konuşmaları etkinlik tamamlandı.

Sosyal medya desteği için Aykırı Sinema Deneği’ne, Sosyal Sorululuk desteği için Almira Hotel’e teşekkür ederiz.

Yasalarımız Var! etkinliği Heinrich Böll Stiftung  tarafından finanse edilmektedir.

 

Mor Salkım Kadın Dayanışma Derneği Dayanışma Merkezi 2018 Veri Raporu: http://morsalkim.org.tr/mor-salkim-2018-veri-raporu/
‘Yasalarımız Var’ Etkinliği Videosu: https://www.youtube.com/watch?v=cjDjLbGtg6o
Mor Salkım Kadın Dayanışma Derneği Instagram Hesabı: https://www.instagram.com/morsalkimkadin/
Mor Salkım Kadın Dayanışma Derneği Facebook Hesabı: https://www.facebook.com/morsalkimdernegi/

 

 

 

 

«
»